TYZAUM

Dr Şerif Köksal

şerifköksal

 

Dr Şerif Köksal, MLPCARE Merkez Hekimlik Hizmetleri Direktörü

Dr. Şerif Köksal, 1966 yılında doğmuş, 1990 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. 20 yıla yakın aktif hekimlik ve eş zamanlı sağlık yöneticiliği yolculuğuna 2008’den buyana MLP Care çatısı altında devam ediyor. 2016 yılında İstinye Üniversitesi’nin kuruluş çalışmalarında yer almış, bir süre SHMYO müdürlüğünü de yapmıştır. Halen, MLP Care Yönetim Merkezi Hekimlik Hizmetleri Direktörü olarak görev yapmakta olup, Tıbbi Cihaz Entegrasyonu sürecinde medikal süreçlerin liderliğini de yürütmektedir. 

Tıp ve veri analitiği…
Çok değil, 3-4 tane kelime verisinden yola çıkarak karmaşık bir hastalığı düşünme çabası, tipi bir veri analitiği değil midir? Primitif bir örneği olsa da evet, veri analizidir. Ön yüzde 3-4 kelimelik bir veri ile tetiklenen analitik süreç, ana bellekteki milyonlarca data ile yüzlerce farklı şekilde kombinlenerek olası en doğru eşleşme sağlanıyor. 
1854 yılında Londra’da patlak veren kolera salgınına neden olan içme suyu kuyusunun, Dr.Snow’un ‘rastgele’ yaptığı çift kör çalışma ve ilkel ısı haritalarındaki verilerin mantıksal sınamalar ile eşleştirilmesi ile tespiti de tipik veri analitiği çabasıdır.

Önünde 2-3 şikayet ile beliren hastanın, onlarca tetkiki ile ana belleğindeki 15-20 yıllık tıbbi datası arasındaki en doğru eşleşmeyi sağlamaya çalışan ‘tıp pratiğinin’ bugünlerde dillerimize pelesenk olan yapay zeka algoritmalarına hızla adapte olabilmesi şaşırtıcı, ya da değil.

Rivayet odur ki, yer küre üzerinde yüksek teknolojiyi en sık ve en geniş volümde kullanan sektör, - NASA’dan sonra - biyomedikal mühendisliğidir. Yine rivayet olunur ki, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) cihazı, henüz a b c’sini hecelemeye çalıştığımız quantum fiziğinin en erken uygulamasıdır. Fiberoptik data hatlarının,  bilgi iletiminde kamusal alanda kullanımından çok önce, tıbbi görüntüleme teçhizatında kullanılmış olması, tıbbın, teknolojiye diğer tüm sektörlerden daha teşne oluşunu ifade eden diğer bir belirti…

Endüstri 4.0, IOT ve IOMT…
Endüstri 4.0, eşyaların interneti derken medikal cihazların interneti noktasında bulduk kendimizi. Hastanelerin bilgi yönetim sistemlerinde biriken devasa boyutlardaki datanın anlam ifade etmesi ve yüzlerce tıbbi cihazın ürettiği datanın matematiksel olarak yapılandırılması ile Yahya Kemal’in dizelerinde tasvir edilen “…geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan…” ve arkasında ‘güneş doğan’ o kapı büyük bir gürültü ile açıldı… Sabırsızlıkla ve hiç çekinmeden daldık bu bilinmez geleceğe koşar adım, girişimcisi, hekimi, yazılımcısı, yapay zekacısı ve daha onlarca meslek erbabı ile. 

Bir kağıt parçasına dökülen ve çok olsa birkaç ay sonra buruşturularak çöp kutularında portakal kabukları arasında kendini bulan tıbbi çıktıları, bukalemunun sineği yakaladığı çeviklikle ‘havada’ yakaladık, derleyip, topladık ve değer kattık. Artık datamız, enformasyondan, matematiksel bilgiye dönüşmüştü. İster saklarız, ister analiz ederiz, istersek yapay zeka oluştururuz, keyif bizim keyfimiz…

Jümanji…
1995 yapımı bu filmde eski bir oyuncağın kapağının açılması ile başlar akla hayale gelmeyecek esrarengiz olaylar zinciri. Neler olur neler…
Gecikmişliğimizin en az 25 yıl olduğunu düşünüyorum.

Sapiens’in yazarı Yuval Hariri’nin ‘big data’dan bahsettiği, ‘big data’ ya sahip olan 3-5 dünya devletinin geleceği, insan tercihlerini dahi belirleyeceğini açıkladığı 2018 yılındaki Davos konuşması esnasında bile şu günkü algı düzeyimizden henüz uzaktaydık. Bir yıl sonra aynı aylarda patlak veren Covid-19 pandemisi ile bir manada istemsiz tembelliğimiz son buldu, kurum, sektör ve ülke olarak inanılmaz, devasa adımlar attık. 
Hızımızı kesmez isek, veri analitiği, yapay zeka ve tıbbi cihazların interneti (IOMT) alanında en önlerde yer almamız işten bile değildir. 


Kapak açıldı ve Alan Parrish artık özgürdür.